Hayatımda çok önemli bir sayfaydı, olayların merkeziydi anlatacağım esnaf lokantası…
Özel bir şirkette çalışıyorum. 25 yaşında genç bir kadınım, iyi bir maaş ve yüksek standartlarda bir hayatım var. Ama bazı alışkanlıklarımı bırakamıyorum. Bunlardan biri de evime yakın olan bir esnaf lokantasının ev yemeği tadındaki lezzetleri… İş çıkışı sürekli gittiğim ve müdavimi olduğum bir esnaf lokantası. Bazen de arayıp evime paket istiyordum.
Gide gele garsonun biriyle aramda samimiyet oluşmuştu. Durmuş abi cana yakın biriydi. 30-35 yaşında, evli, hafif çelimsiz, kısa boylu, biraz da saf bir abiydi. Lokantaya her gittiğimde,
“Hoş geldiniz Sude hanım, buyurun!” diyerek beni aile salonunda bir yere oturtuyor ve jest olarak ikramları bol bol getiriyordu. Bazen de boş zamanı oldukça yanıma gelip hal hatır soruyor, havadan sudan sohbet ediyordu.
Düzenli spor yaparım ve fiziğim spordan dolayı oldukça çekici… Her gittiğim yerde erkeklerin dönüp kalçalarıma uzun uzun baktığı bir kadınım. Üniversite yıllarından itibaren birçok cinsel ilişkim oldu. Peşimden çok koşan oluyor, ama kurallarım var. Kendimi aşırı kullandırtan, önüme gelen erkekle yatan kaşar bir kız olmak istemiyordum.
Flörtöz davranıyordum erkeklere karşı, fakat iş ciddiye bindiğinde seks yapacağım erkek konusunda seçici davranıp, ağırdan alıyordum. Buna rağmen teşhirciliği de bir o kadar seviyorum. Genelde olabildiğince seksi ve dekolte giyiniyorum. Kalçalarımın yuvarlaklığını, belimin inceliğini, düz ve kaslı karnımı, göğüslerimin iriliğini altını çizecek, gösterecek giysilerle erkeklerin ilgisini çekmeye bayılıyorum.
Eh, böyle olunca da, lokantaya her girdiğimde doğal olarak bütün gözler üzerime dikiliyordu. Giriş kat masalarda genelde esnaf amcalar oturup yemek yerlerdi. Aralarından sanki defilede manken gibi yürüyerek geçerken amcalardan ilgi görüyor, ben üst kata çıkana kadar esnaf erkekler beni gözleriyle sikiyorlardı adeta… Doğrusu onları suçlayamazdım, cesurca giyimim yüzünden haklılardı açıkçası...
Bazen göğüs dekolteli veya etekli geldiğimde Durmuş abi bile, her ne kadar bana çaktırmamaya çalışsa da, kaçamak bakışlarla beni süzüyordu. Zamanla ben de ona karşı cilveli davranmaya başlamıştım. Konuşurken işveli gülümsemeler, sohbet ederken eline koluna dokunmaklar, etrafımdayken minik frikikler, göğüs dekolteleri…Onu cinselliğimle tahrik etmek, azdırmak nedense hoşuma gidiyordu.
Başka erkek olsa bu kadar samimiyeti, işveyi, cilveyi görünce hemen bana yürürdü. Ama Durmuş abi biraz garipti, gerçekten çok saygılı bir insandı ve mesafeyi koruyordu. Bana da hep “Sude hanım” diye hitap ediyordu. İçimden, bana bakarak azdıktan sonra eve gidip beni siker gibi karısını sikiyordur kesin diyordum.
Eve paket söylediğimde ev yakın diye genelde Durmuş abi kendi getiriyordu. Ben de olabildiğince seksi, açık denebilecek giysilerle ona kapıyı açıyordum. Paketi verirken, para alıp kart çekerken sergilediğim güzelliklere bakmamaya çalışması ve mahcubiyeti komik bir hal alıyordu.
Yanında getirdiği pos makinesine şifre girerken elini tutuyor, tuşlara basıyordum. Yüzüne bakmıyordum ama parmaklarımla elinin tenini okşarcasına kartla işlem yaparken, sanki farkında değilmişim gibi açılan bluzumdan göğüslerimi izlediğine emindim. Onun bu ergen utangaçlığıyla kendimce eğleniyordum.
Bir gün işyerinde fazla mesai yaptığımdan akşam vakti eve geç dönmüştüm. Evde bir lokma yiyecek yoktu. Ben de hemen lokantayı aradım. Durmuş abi açtı telefonu, yemek siparişimi verdim.
“Dükkan kapanmaya yakın olduğu için bir on dakika geç getireceğim, kusura bakma...” deyince,
“Tamam abi, sorun yok! Saat önemli değil. Yeter ki sen beni bu gece aç bırakma…” deyip kapattım. Adama beni aç bırakma dediğim için beni yanlış anlamamıştır umarım diyerek kendi kendime güldüm. Aylardır kimseyle görüşmediğim ve cinsel açlık çektiğim için bilinç altım sürekli oraya kayıyordu.
Üzerimde her zamanki gibi evde giyindiğim rahat şeyler vardı. Kısa incecik, içimdeki tanga külodun izlerinin belli olduğu pembe bir ev şortu ve irice memelerimin gerdiği bir askılı tişört vardı. Yaklaşık bir yirmi dakika sonra Durmuş abi kapıyı çaldı ve hemen açtım.
“Kusura bakma Sude hanım, geç kaldım...” diyerek siparişimi verdi. Elinde ikinci bir poşeti görünce,
“Ay kıyamam yaa… Bu saatte buradan başka bir siparişe mi gideceksin?” diye sordum.
“Yok Sude hanım, paydos ettik. Bu da benim payım. Ben de acıktım baya, gidip yemek yiyeceğim...”
“Aa… Madem yemek yiyeceksin. Gel öyleyse birlikte yiyelim! Hem de paranı vereyim içeride…” dedim.
“Rahatsızlık vermeyeyim Sude hanım, teşekkürler...” dese de ben ısrar ettim.
Açıkçası uzun süredir yalnızdım. Yemek yeriz ve sohbet ederiz diye düşünmüştüm. Gözlerinin bir an bana çaktırmamaya çalışarak üzerimde dolandığını gördüm. Eh, benden on yaş fazla da olsa, çizgiyi aşmamaya çalışsa da, erkek sonuçta… İçimden güldüm onun bu abazan hallerine…
Hafifçe dikildim, memelerimi biraz daha dışarıya çıkardım. Elimi alttan ona göstermeden askılı tişörtün eteğinden tutup çekiştirince ikizler baya meydana çıktı. Adam gördüğü manzaranın da yardımıyla ısrarlarıma dayanamadı ve kabul edip içeri geldi.
Önünde kalçalarımı kıvırtarak mutfağa doğru yöneldim. Eminim ki yürürken sarkaç gibi iki yana sallanan popomu süzüp iç geçiriyordu. Masayı hazırlayıp oturduk ve yemek yerken de sohbet etmeye başladık. Ben biraz onun aile hayatını merak ettiğimden o konulara yöneldim.
“Hani evliydin sen? Neden yalnız yemek yiyorsun?”
“Sorma Sude hanım, öyle gerekiyor işte… Ne yapayım, hep böyle… Evde bir tek karım var, o da eve gittiğimde uyumuş oluyor.”
“Peki hiç çocuk düşünmüyor musun abi?” dedim. Bir an yüzü düşünce herhalde yanlış bir soru sordum diye düşünerek üzüldüm. Kısırlık filan mı var ne? O ise,
“Valla onu da hiç sorma Sude hanım… Biraz özel ama nasıl desem bilmiyorum...” dedi. Ben de,
“Anlat canım, ne olacak… Bu kadar zamandır tanışıyoruz, hatırımız var. Anlatıp içini dökebilirsin, benden sır çıkmayacağını biliyorsun.” deyince dökülmeye başladı.
“Karım olacak kadınla zorla evlendirildik... Sadece gerdekte bir kere cinsel ilişkiye girdik... O geceden sonra bana düşman gibi davranıyor, zaten kaç senedir ayrı yatıyoruz. Böyle olunca da zorla yapamıyorsun maalesef!" dedi.
Bunları anlatınca çok üzüldüm. Onu şu ana kadar hep cinsel bir oyun olarak azdırıyor, eve gidip karısını becerir diye düşünüp eğleniyordum. Adamın gidip tatmin olacağı bir karısının olmaması ne kadar kötü bir şeydi. Nedense ona karşı borçlu hissettim kendimi…
“Neden gerdekten sonra düşman oldu ki…?”
“İşte onu anlatamam Sude hanım.” dedi kesin bir şekilde…
“Ee? Kocaman adamsın. Evli bir erkeksin. Evde karın varken yalnız yatmak zor olmuyor mu peki Durmuş abi? Bence dışarıda başka kadınlarla gideriyorsundur cinsel ihtiyaçlarını?”
“Yok Sude hanım, tövbe… Benim öyle şeylerde ayağım yok! Ama tabii ki zor oluyor.” Söylesem mi gibi yüzüme baktı, söyledi sonra, “Ben de kendi işimi kendim görüyorum. Yapacak bir şey yok...”
Bu sırada benim bol dekolteli tişörtümden kısmen, uçlarına kadar görünen göğüslerime ciğere bakan kedi gibi bakması içten içe beni üzmüştü. Ah şu içimdeki insan sevgisi… Adama acıdım. Birden ona yardımcı olmak, ihtiyacını gidermek geldi içimden…
Zaten uzun süredir kimseyle birlikteliğim yoktu. Yatakta kendi kendime mastürbasyon yapmaktan bıkmıştım artık… Ve her şeyden önce, Durmuş abiyi güvenilir, sırdaş biri olarak görüyordum.
“İstersen sana yardımcı olabilirim Durmuş abi?" dedim boğuk bir sesle, şuh bir bakış attım. Şaşırdı,
“Nasıl yani?” dedi.
“Nasıl olabilir sence?” diyerek sandalyemi yanına yaklaştırıp elimi baldırına koydum. Bir anda nefes alış verişi hızlandı.
“Sude hanım… Sen… Sen yanlış anladın beni...” diyerek kekeledi.
“Neyi yanlış anladım abi? Anlattın işte, karın sana vermiyor. Kaç senedir açsın, abazasın. Görüyorum ben, ne zamandır bana bakıp bakıp duruyorsun. Sen farkında değilsin ama, gözlerin fıldır fıldır üstümde, her yerimi gözlerinle okşuyorsun, ben görüyorum, farkındayım!” diyerek elimi pantolonun önünde çadırı kuran sikine attım. İki eliyle sikini kavrayan elimi tutup ikiye katlandı neredeyse,
“Ohhh… Sude hanım… Ne yaptın sen?” Kırmızı rujlu dudaklarımı yalayarak gözlerinin içine baktım,
“Bişi yapmadım abi… Dedim ya, sana yardımcı oluyorum…”
Siki pantolonun içinde çoktan şahlanmıştı. Kumaşın üzerinden demir gibi sertleşmiş sikini biraz avuçlayıp sıktıktan, adamı zevkten inlettikten sonra kalktım, Durmuş abiyi de ayağa kaldırdım. Onun kemerini çözüp pantolonuyla birlikte külodunu da dizlerine indirince bir anlık şok yaşadım.
Böylesine uzun ve kalın bir şey beklemiyordum açıkçası. Benim Durmuş abinin pornolarda gördüğüm yıldızlarınki gibi hatırı sayılır bir siki vardı. Mor şapkası, damarları fırlamış gövdesi, onun altında içindeki yumurtaları belli olan taşakları her şeyi mükemmeldi. Elimle kavrayınca elim bile ufacık kalmıştı.
Durmuş abi her ne kadar normal hayatta yüzüne bakmayacağım bir erkek de olsa siki gerçekten beni etkilemişti. Artık amım sulanmaya başlamıştı. Benden on yaş büyük olması da, evli bir erkek olması da o anda ilgilendirmiyordu beni… Hayranlıkla,
“Senin aptal, zevksiz karının böyle güzel bir şeyi kaçırdığına inanamıyorum!” dedim.
“Zaten bunun yüzünden karım düşman oldu bana… Gerdek gecesi hayvanlık yaptım, canı çok yandı. Çok kan aktı, çok… Acile götürdüm, hastanede dikiş attılar.”
Mesele anlaşılmıştı, bu kocaman harika yarak, sahibinin hançer gibi sapladığı gelin kızın amcığını mahvetmişti ilk gecesinde… Korkudan bir daha yanaşmamıştı kadıncağız, büyük ihtimalle vaginismus filan, düşman olmuştu kocasına…
Benim için önemli değildi elbette… Alsancak'ta Natoda görevli iri yarı hayvan gibi bir zencinin sikini yemiştim bir keresinde, alışkındım. Canlı müzik duvarları titretirken, zenci de beni klozetin üstünde domaltıp sikmişti bağırta bağırta… Bir iki kez de evine gittim, yatakta sabaha kadar canımı çıkardı namussuz… Keşke Amerika'ya dönmeseydi, unutamıyordum onun kara sikini…
Ben Durmuş abinin sikini hayranlıkla sıvazlarken Durmuş abi gözlerini dikmiş, heyecanlı şekilde tepki vermeden hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Önüne çömelip sikini ağzıma almamla,
“Ohhh, Sude hanım!” diye inleyip saçımı okşamaya ve müthiş bir zevkle inlemeye başlamıştı.
Adeta kendinden geçmişti, tabii bunca senenin azgınlığı vardı, normaldi.
Sikini ağzıma zor alıyordum. Tüm ağzımı doldurması müthiş bir zevk veriyordu ve iştahlı bir şekilde yalıyordum. Pek de beni deşen zenci sikini aratmayacaktı anlaşılan…
Gittikçe hızlandım. Artık alabildiğim kadar ağzıma sokuyor, hatta gırtlağıma kadar dayıyordum başını... Durmuş abi kasılmaya başlamıştı. Sanki maraton koşmuş gibi hızlı hızlı nefes alıyordu.
Boşalacağını anlayınca özellikle ağzımdan çıkarmadım ve canımı yakarcasına saçlarıma asılıp kasıla kasıla ağzıma boşaldı. Boşalması nerdeyse bitmek bilmedi. Tabii ağzıma püskürttüğü tüm döllerini yuttum. Sonunda kalktım ve sandalyeye oturup peçeteyle ağzımı sildim.
Kendini sandalyeye atan Durmuş abide bir mahcupluk vardı. Bense halen doymamıştım tabii ki. Sessizliği bozup,
“Nasıldı?” dedim.
“Süperdin Sude hanım! Sana ne kadar teşekkür etsem az!” dedi.
“Ee bu kadarla yetinecek değiliz herhalde” dedim ve kalkıp soyunmaya başladım. Şortumu ve askılı tişörtümü çıkardım. Ellerim belimde, karşısında dantelli minicik tanga külodum ve üstünden iri memelerimin taştığı şeffaf sütyenimle duruyordum.
Aç gözlerle seyretti vücudumu, çıplaklığımı… Lokantadaki gibi etek altından külodumu, dekoltemden memelerimi görmek için atraksiyon yapmasına gerek yoktu. Olduğum gibi karşısındaydım. Sonunda,
“Yeter bu kadar baktığın… Daha fazlasını istiyorum ben!” diyerek gel işareti yaptım.
“Sude hanım emin misin, benim gibi biriyle?” deyince sinirlerim tepeme çıktı ve
“Yeter be… Sikeceksen sik hadi… Bak bir daha bulamazsın bu fırsatı!” diye sesimi yükselttim. Bu tepkim karşısında Durmuş abi de o saflığını bir kenara bırakıp,
“Günah benden gitti öyleyse…” diyerek sandalyeden fırladı ve üzerime atıldı. “Aylardır azdırıyorsun beni orospu! Her gece otuzbir çekiyorum senin yüzünden amına soktuğumun kancığı…” Telaşla sarılıyor, mıncıklıyor, öpmeye çalışıyordu,
“Hopp… Yavaş şampiyon…” demek zorunda kaldım, canımı yakıyordu ara ara…
Büyük bir hırsla sütyenimi yırtarcasına çıkarıp memelerimi emmeye başladı. Ben de alttan sikini elleyip yeniden kaldırmıştım ve siki amıma dayanmıştı.
Bir bacağımı kaldırıp ona doladım tek ayak üstünde vücuduna sarıldım. Tangamın ağını kenara çekip çıplak amımı ateş gibi yanan sikiyle kavuşturdum. Kol gibi alet am dudaklarımın arasında kımıldandıkça boylu boyunca klitorisimi okşuyor, sikin sahibi de üstten memelerimle, dudaklarımla ilgileniyordu.
“Gel odama gidelim! Burası rahat değil…"diyerek kollarından dudaklarından kendimi kurtardım. Koca sikinden tuttum, çeke çeke yatak odama götürdüm. Odama girer girmez beni yatağa sırtüstü itip tangamı da parçalarcasına çıkardı.
“Off şu amcığa bak, aylardır bunun hayaliyle yaşıyorum!” dedi hayranlıkla, kendisi de tamamen soyunup üzerime atladı.
İri yarı, kilolu bir erkek olduğu için vücudunun ağırlığıyla altında ezilmiştim, nefesim kesilmişti. Misyoner pozisyonundaydık. Çok beklemeden, bacaklarımı aralayıp güzelce yerleşti. Elini aramıza soktu, zaten ıslanmış amıma sikini dayadı birden sokunca delicesine çığlık attım. Siki gerçekten çok büyüktü, içimdeki tüm boşluklar dolmuş gibi hissettim.
Yavaş tempoda başlar diye düşünmüştüm, ama girer girmez sert sert sikmeye başlamıştı. Uzun zamandır kimseyle sikişmediğim için müthiş zevk alıyor ve orgazm üstüne orgazm oluyordum. Bir süre sonra,
“Dur bir saniye!” deyip altından çıktım ve önüne dört ayak domaldım. Domalır domalmaz,
“Offf, şu göte bak be!” dedi şen şakrak, gördüklerinden memnun… Götümün yanağına güzel bir tokat atıp hiç beklemeden koca yarağını tekrar amıma yerleştirdi.
İki eliyle belimi kavrayıp sert sert sikiyordu amımı… Her gömdüğünde kasıkları götüme çarpıyor, taşaklarının vuruşunu da hissedebiliyordum. Dört ayak pozisyonunda belim ağrımaya başlamıştı ki, artık dayanamayıp yatağa yüzüstü uzandım. Göbeğime bir yastık koyup popomu yükselttim. Bir süre de bu pozisyonda sikti...
Güzel sikiyordu doğrusu… Kim derdi ki esnaf lokantasının kendi halinde nazik garsonu koca yaraklı, sikici bir porno artisti çıkacak… Ama kontrolü ben ele almak istedim. Beklemesini söyleyip sikini içimden çıkarttım ve altından çıktım. Azgın erkeğimi yatağa sırtüstü yatırdım. Sikini tutup kucağına oturdum ve amıma yerleştirdim.
Önce yavaş, sonra sert tempoda kucağında sikinin üzerinde zıplıyordum. Orgazm olmaktan amımdan sular sikine akıyordu. Durmuş abi de artık kasılmaya başlamıştı, geleceğini anlayınca üzerinden kalktım ve sikini tutup göbeğime doğru üzerime boşalttım.
İkimiz de yatağa yığıldık kaldık. Yaşananları bir an garipsedim. Dönüp baktığımda yanımda bakımsız, benden epey yaşlı ve normalde vermeyeceğim, istese refüze edeceğim bir erkek yatıyordu. Fakat bana verdiği hazlar, amımı yaran koca sikinden aldığım zevkler inanılmazdı. Biraz soluklandıktan sonra Durmuş abi birden kalkıp,
“Ben gideyim artık!” diyerek toparlandı ve gitti.
Hamur gibi yapmıştı beni koca sikiyle… Yıllar önce beni acımasızca siken zencinin yaptığı gibi şehvetten deliye çevirmiş, sikinin altında defalarca orgazm olmuştum. Bir zaman yattığım yerde kalakaldım, çırılçıplak, sikilmiş, bedenim onun spermleriyle dolu… Sonunda ben de güçlükle kalktım. Sıcak bir duş aldıktan sonra bir güzel uyudum.
Ertesi gün bu ilişkiyi sürdürüp sürdürmeme konusunda kararsızdım. Yaşım, konumum, gelirim, her şeyimle terstim adama… Fakat bana yaşattığı müthiş zevki de bırakmak istemiyordum. Benim esnaf lokantasının yemeklerinden sonra anlaşılan bir de garsonunun sikinin müptelası olmuştum. Akşam olunca yine mesai bitimine doğru arayıp eve sipariş verdim.
Durmuş abi siparişle gelince kapıyı açtım. Ben daha girmesini söyleyemeden içeri daldı birden... Ağzımı bile açamamıştım ki, beni parçalarcasına soymaya başladı. Bir gören olsa kurye bana tecavüz ediyor zannederdi. Durmuş abinin azgınlığına anlam verememiştim, ama tepki de vermiyordum.
En son üzerimde kalan tangamı da dizlerime indirip beni kapının hemen dibinde ayakta domaltıp arkamdan sikini amıma birden geçirdi. Kudurmuş gibi hızlı hızlı ve sertçe sikiyordu beni. Çok uzun sürmedi bu sikiş, sikini amımdan çıkarıverdi birden…Saçlarımdan sertçe tutup önünde diz çöktürdü ve döllerini sırtıma fışkırttı.
Nefes alış verişim hızlanmıştı tüm bu sikiliş boyunca… Körük gibi nefes alıp veriyordum. Eh, kolay değil elbette, sonuçta kolum kadar kalın yarağıyla adeta tecavüz eder gibi sikmişti beni… Sonunda biraz yavaşlayıp kendime geldim. Gülerek,
“Hayvan herif, biraz yavaş ol… Kaçıyor muyum? Yangından mal mı kaçırıyorsun?” deyip güldüm. “Ben de istedim seni, siparişi yemek için verdiğimi mi zannettin?”
“Kusura bakma Sude hanım, dünden beri hep seni düşünüyorum, azgınlıktan delirdim!” diyerek özür diledi.
“Tamam canım, olan oldu. Şu 'Sude hanım' lafını da bir kenara bırakalım artık! İki gündür acımadan sikiyorsun beni, hala Sude Hanım diyorsun.” dedim ve mutfağa geçtik. İki porsiyon getirmişti istediklerimi, oturup beraber yemeğimizi yedik. Ben deminki hızlı ve kısa sikişten pek bir şey anlamamıştım.
“Durmuş abi sen salona geç, ben duş alıp geliyorum!” dedim.
Duşumu aldım, yatak odasına gidip jartiyerimi, ince siyah jartiyer çorabımı bacaklarıma geçirdim. Saçımı düzeltip hafif bir makyaj yapıp salona girdim.
Beni bu halde görünce adeta ağzının suyu aktı. Şöyle bir etrafımda döndüm. Bedenimin bütün yuvarlaklarını, kalçalarımı, uyluklarımdan kasıklarıma, oradan göğüslerime kadar bütün seksiliğimi adama sergiledim. Sikini okşayarak bana bakıyordu,
“Çok güzelsin Sude…” dedi inleyerek… “Her yerin ayrı güzel… Memelerin, amcığın, bacakların hele bir harika… Çorapların içinde öyle güzel seksi görünüyor ki…”
Gözleri pırıl pırıl, şehvetle parlayan adamın elinden tutup kaldırdım ve yatak odama götürdüm. Önüne çömelip sikini ağzıma aldım, bir güzel yalayıp kaldırdım ve
“Sıra sende!” dedim. Ayakta her yerimi öpüp yalamaya başladı, memelerimi ısırıyor beni azdırıyordu.
Yatağa yatırdı ve amımı yalamaya başladı. Hiç beklemezdim, ama sanki şeftali yiyor gibi sömürüyordu, ben de kasılıyor, elimle kafasını amıma bastırıyordum. Çok geçmeden şiddetli bir şekilde kasılarak, titreyerek orgazm oldum.
Hemen beni kaldırıp önünde domalttı.
“Off, orospum benim, ölüyorum sana!” deyip sikini birden amıma soktu. Dünün ardından sikine biraz alışmıştım, ama hala zorlanıyordum. Sert sert siktikçe memelerim ve götüm adeta deniz gibi dalgalanıyordu. Bir süre siktikten sonra amımdan çıkıp birkaç saniye dinlendi. Ben tam dönüp sırtüstü uzanmıştım ki,
“Doyamıyorum sana orospum!” deyip beni kucakladığı gibi ayağa kalktı. Sikini amıma geçirip sırtımı duvara yasladı ve sikmeye devam etti. Ben de ellerimi boynuna, bacaklarımı beline dolamıştım. Adeta bir orospu gibi sikiliyordum.
Daha fazla beni böyle tutamayıp yatağa götürdü ve misyoner pozisyonuna geçtik. Sertçe sikmeye devam etti. Siki o kadar uzundu ki, gerilip gerilip adeta bir ok gibi amımın derinlerine dalıyordu. Her daldığında nefesim kesiliyordu.
Yatak gıcırtısı artık had safhaya çıkmıştı. Baldırlarım ve jartiyerim amımın sularından sırılsıklam olmuş, hızlı hızlı sikerken artık 'Şap, şap, şap!' sesleri geliyordu. Sonunda boşalacağını anlayınca bacaklarımı beline dolayıp kendime doğru bastırdım ve
“Ohh… Akıt döllerini içime sıcak sıcak… Çıkma, içime boşal… Korkma, korunuyorum!” dedim. Son kez amımın derinliklerine sikini bastırıp inleyerek boşaldı. Boşalması bitince yanıma yığıldı.
“Off, harikasın canım… Bugüne kadar hiçbir kadının amına boşalmamıştım!” dedi. Yan dönüp ona baktım, inip kalkan kıllı göğsüne, tıp tıp atan yarı ölü ama yine de kalınlığından bir şey kaybetmemiş sikine… Ojeli uzun tırnağımı göğsünde, uçlarında, karnında dolaştırırken gülümsedim,
“Ya ağzına boşaldın mı bir kadının? Spermlerini yutan oldu mu hiç?” O da güldü,
“Doğru, haklısın. Onu da sen yaşattın bana, ilk defa, sen…”
Biraz uzanıp sessizce dinlendik. Saat geç olmuştu, apar topar kalktı, giyinip hemen çıktı gitti. Benimse dün geceden farksızdı halim… Pestilim çıkmış bir şekilde duş alıp uyudum.
İlerleyen haftalarda ara ara sikişmelerimiz devam etti. Bazen öğlen arasında eve uğruyordum, Durmuş abi de siparişe gelir gibi gelip ayak üstü sikip geri garsonluğa dönüyordu.
Hafta sonu spordan geldiğim bir akşam yemeği eve söylemek yerine lokantaya gittim. Hafta sonu olduğu için erken kapatıyorlardı. Lokantada sadece Durmuş abi, bir de lokantanın sahibi Kemal amca vardı.
Spor salonunda giydiğim ince parlak tayt vardı altımda, kaslı karnımı göbek deliğimdeki pirsingi açıkta bırakan spor bustiyerimle kapıda dikilip baktım. Onlar da baştan aşağıya süzerek bana baktılar bir an... Kalçalarımı sımsıkı saran, amımın kabarıklığını meydana çıkaran taytım erkeklerin ilgisini çekmiş olmalıydı. İçimden güldüm ve selam verdim.
“Kapatıyorsunuz galiba? Tüh ya, ben de spordan gelmiştim, yemek kalmadı mı hiç?” dedim. Durmuş hemen atılıp,
“Bir şeyler kaldı, istersen iki dakikaya hazırlayayım?” deyince, patronu biraz mahcup olarak,
“Kapatacaktık ama aç bırakmayız seni, Durmuş yemek hazırlasın, sen yabancı değilsin kızım!” dedi.
Lokantanın sahibi 60 yaşlarında, sevimli ve iyi niyetli tonton bir amcaydı. Kemal amca,
“Durmuş oğlum, sen kızımızın istediğini ver, ben çıkıyorum. Sen de sonra dükkanı kapatırsın!” diyerek çıktı. Lokantada Durmuş abiyle yalnız kalmıştım. Durmuş abi yemeği hazırlayıp getirdi ve yemeye başladım.
Bir yandan da şımarıyor, masanın altından ayağımla Durmuş abinin sikini okşuyordum. Kapı tarafına bakıp kimsenin görmediğine emin olunca bustiyerimi kaldırıp meme uçlarımın nasıl kabardığını gösteriyordum ona…
“Yapma Sude… Yapma azgın orospum… Beni de kendin gibi azdırma şimdi burda!” dedi. Ama ben durmadım, ayak parmaklarımla sikini okşamaya ve teşhirciliğe devam ettim. Sonunda,
“Benden günah gitti kızım! Anlaşılan senin canın yarak istiyor. Ben de istediğini vereyim öyleyse…” deyip kalktı, lokantanın kapısını kilitleyip ışıkları söndürdü.
“Ne yapıyorsun Durmuş bey?” dedim gülerek... “Beni masaların üstünde sikecek halin yok herhalde… Dışardan biri bakar, görür, deli misin sen?”
Ama erken konuşmuşum. Bana cevap vermeden kolumdan tuttu, doğru mutfağın arkasındaki kilere götürdü beni... Kolumu bırakmadan kilerin ışığını açtı. Kiler biraz dağınık, boş sebze kasalarının ve kullanılmayan eski masa sandalye gibi eşyaların konulduğu rutubet kokan bir yerdi. Gördüklerimden irrite olmuş vaziyette içeriye bakarken zorla içeriye soktu beni...
“Bu taytınla beni deli gibi azdırıyorsun orospu!” diye sımsıkı sarıldı, götümü avuçladı. “Ohh… Azgın kaltak… Külotlu çorap giymiş gibisin, sokakta herkese amını götünü gösteriyorsun. Her yerin yuvarlacık, taş gibisin amına koyayım. Hasta oluyorum sana… Geceleri rüyama giriyorsun, sikişiyorsun benimle…”
Ben de azmıştım iyice, boynumda dolaşan dudakları, göğüslerimi mıncıklayan elleri, kasıklarıma dayadığı o muhteşem sikinin sertliği…
“Rüya görmene gerek yok abi… Yanındayım işte, sik beni…”
Önünde çömeldim ve sikini çıkarıp ağzıma aldım. Biraz yaladıktan sonra saçlarımdan çekiştirerek beni ayağa kaldırdı. Kırık dökük bir masaya ellerimi dayatıp domalttı, taytımı aşağıya sıyırdı bir anda... Tangamı çıkarmadan kenara çekti ve koca sikini amıma geçirdiği gibi acımasızca sikmeye başladı.
Kapı kapalı, lokantanın en arkasında kilerdeyiz, bizi kimse duyamaz nasıl olsa diyerek koyuvermiştim kendimi… Durmuş abinin kalın yarağı zevk suları akıtan amcığıma girip çıktıkça hiç çekinmeden, rahatça inliyor, amıma her sikini gömdüğünde zevk feryatları koparıyordum.
İyice kendimizi kapıp koyuvermiş, hırsla sikişip duruyorduk ki…
Birden bire esnaf lokantasının o sikiştiğimiz pis kokulu, izbe kilerinde tok, kalın bir ses yankılandı …
“Ne yapıyorsun ulan kıza, namussuz herif?”
Sign up here with your email


1 yorum:
Write yorumMrhb ben turan kayseriden 175 boyundayim 35 yas 70 kilodayim karsi tarafi daima anlayan biriyimdir kendime her konuda her bakimdan oldukca guveniyorum oncelikle arkadasliktaki amac her ne olursa olsun yalansız dürüst samimi olsun hassasiyetlerinizi kesinlikle anlayan biriyimdir her turlu arkadasligada acik biriyim acik soxlu ne istedigini bilen ozgur kayseri nevsehir civari bir bayanla tanismak gorusmek isterim güven karşı taraf için her ne kadar onemliyse benim icinde bir o kadar önemlidir 05523367078
ReplyConversionConversion EmoticonEmoticon